Microsoft SQL’de önemli bir açık bulundu

Yazan :admin on Aralık 26, 2008

Masaüstü yazılım devi Microsoft, kurumsal pazarda yoğun bir şekilde kullanılan SQL veritabanı sunucu yazılımında var olan bir hatayı düzeltmek için Nisan ayından beri çalıştığını açıkladı.

Microsoft, yayınladığı bir güvenlik bülteninde Microsoft’un web programlama tabanı ASP, .NET başta olmak üzer bir çok veritabanı ihtiyacında kullanılan SQL Server 2000 SP4 sürümünden beri yayınlanmış bir çok SQL sunucu yazılımında var olan bir güvenlik açığının varlığını kabul etti. Şirket açığın yamanması için Nisan ayından beri çalışıyor.

Microsoft’un güvenlik bültenine göre, var olan açık uzak bağlantı üzerinden veritabanı sunucusuna bağlanan kötü niyetli kişilerin sp_replwritetovarbin komutunu kullanarak tampon bölge taşması (buffer overflow) yardımıyla karşılığında yanıt bekleyen SQL sorguları (Transactional SQL / T-SQL) çalıştırabilmesine olanak tanıyor.

Microsoft, nasıl kullanılacağı internet üzerinde yayınlanan açığı kapatmak için çalıştığını, henüz bir güvenlik yaması yayınlayamadığını, ancak standart prosedür dışında bir çözüm (workaround) olduğunu belirtti.

Güvenlik bildirisinde yer alan çözüm, sistem yöneticilerinin açık kapatılana kadar, veritebanına yönetici olarak bağlanıp uzaktan bağlantılarda sp_replwritetovarbin komutunun erişime kapatılması salık veriliyor.

Bulundugu Kategori: Bilgisayar-

Nanoteknoloji gözlere de iyi gelecek

Yazan :admin on Aralık 26, 2008

Colarado Üniversitesi hastanesinden Jeffrey Olson’un bulduğu bir prosedür, görme yeteneğini geliştiriyor…

Hasar almış retinaya bağlı olarak görme yeteneği bozulan hastaların durumlarını iyileştirmeye yönelik yeni bir prosedür için patent başvurusu yapıldı.

Şimdiye kadar retina bozunmalarına bağlı görme kaybının yeniden sağlanması için geliştirilen slikon çipler, retina sinirlerinin ışığa karşı olan tepkilerini simüle ederek görme yeteneğini geri kazandırmaya çalışıyordu.

Slikon çiplerden bazıları biyonik göz rüyasını gerçek kılarak oldukça yüksek başarımlara ulaşsa da, çipler retina tabakasının hasarsız olan noktalarını da kapladıklarından ötürü, doğal sinirlerin yüksek verimini slikon çipin yeteneği ile değiştirmek zorunda kalıyordu. Bununla birlikte bu çipler göz hassasiyeti ve tahrişe de sebep oluyorlardı.

Colarado Üniversitesi Hastanesi’nden Jeffrey Olsen tarafından geliştirilen yeni metod büyük slikon çiplere ihtiyaç duymuyor. Yeni teknik, retinaya düşen ışık demetlerinin gücünü tıpkı bir ses kaynağının amfiye bağlanarak gücünün yükseltilmesi gibi yükselterek görme yeteneğini geri getiriyor.

Düşük de olsa görme yeteneğine sahip olan hücrelerin üzerine yerleştirilen nanometrik büyüklükteki yarı iletken noktacıklar, üzerlerine gelen ışık demetlerini güçlendirerek hücreye yönlendiriyor ve bu şekilde görme yeteneği arttırılıyor.

Bulundugu Kategori: Bilim-

Bilim adamları yapay kemik iliği üretti

Yazan :admin on Aralık 25, 2008

ABD’nin Michigan Üniversitesinden bilim adamları, sürekli kırmızı ve beyaz kan hücresi yapabilen yapay kemik iliği yaratmayı başardı.

Üniversiteden yapılan açıklamada, laboratuvar ortamında yapılan yapay kemik iliğinin, günün birinde daimi kan nakli için yapay kan üretilmesine yardım olabileceği belirtildi.

Biomaterials dergisinde yayımlanan çalışmanın başında yer alan Dr. Nicholas Kotov, yapay kemik iliğinin, vücuttaki kemik iliğine destek olan dokuları taklit eden ve 3 boyutlu bir yapı iskelesine benzer bir madde içinde büyütüldüğünü belirtti.

Bir test tüpünün içinde üretilmek üzere tasarlanan kemik iliğinin kan kök hücrelerinin aynısını yapabildiğini ve B hücreleri üretebildiğini belirten araştırmacılar, bunun da kemik iliğinin çalışmasını etkileyebilecek yeni ilaçların test edilmesi olanağı sağlayacağını kaydettiler.

Bulundugu Kategori: Sağlık-

Master öğrencileri yeni bir lazer ışını keşfetti

Yazan :admin on Aralık 25, 2008

Amerika’nın Princeton Üniversitesi yüksek lisans öğrencisi Kale Franz ve İngiltere’nin Sheffield Üniversitesi yüksek lisans öğrencisi Stefan Menzel, yeni bir lazer ışını keşfetti.

İki yüksek lisans öğrencisinin bulduğu yeni lazer ışını, geleneksel lazer ışınlarından daha verimli. Bu yeni ışın sayesinde algılama ve tıbbi teknolojilerde devrim yaşanabilir.


Yarı iletken lazer ışınları kimyasal mikro algılayıcılar ve laboratuvar ekipmanları dahil olmak üzere tüm algılayıcıların en önemli bileşenlerinden biri. Bu sebeple yeni bulunan lazer ışınının tıbbi ölçümleme ve güvenlik gibi bir çok farklı alan için önemli olduğu belirtildi.

Amerikan Princeton Üniversitesi MIRTHE merkezinde yüksek lisans öğrencisi Kale Franz ve İngiliz Sheffield öğrencisi Stefan Metzel tarafından ortak bir çalışma sırasında keşfedilen lazer ışını, daha düşük güç tüketiyor.

Geleneksel lazer ışınlarının aksine, yükselen sıcaklık değerlerinde daha iyi sonuç veren yeni lazer, kuantum yayan bir kızılötesi lazer iki ışın yayarken keşfedildi. Yükselen sıcaklık değerlerinde daha verimli hale gelen lazerin bu davranışı, daha önceki lazer teorileriyle açıklanamıyor.

Bulundugu Kategori: Teknoloji-

Soğuk havalarda nasıl beslenmeli?

Yazan :admin on Aralık 25, 2008

Soğuk havanın insan sağlığına olan olumsuz etkisini en aza indirmek için kış aylarında beslenmeye dikkat edilmesi gerektiği belirtildi.

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Diyetisyeni Melek Oğuzhan, soğuk havanın insan sağlığına olan olumsuz etkisini en aza indirmek için kış aylarında beslenmeye dikkat edilmesi gerektiğini belirtti. Oğuzhan, “Fazla kilolara, şeker, yüksek tansiyon ve kolesterole davetiye çıkarmamak için kışın karbonhidrat içeriği yüksek yağlı gıdalardan kaçınılmalı, bağışıklık sistemini güçlendirecek besinlere önem verilmeli” dedi.

Diyetisyen Melek Oğuzhan, soğuk havaların vücudun bağışıklık sistemini zayıflattığını, vücut direncini düşürerek hastalıklara yakalanma riskini artırdığını kaydetti. Soğuk havaların insan sağlığına olan olumsuz etkilerini en aza indirmek, bağışıklık sistemini güçlendirmek için kış aylarında beslenmeye daha fazla dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Oğuzhan, karbonhidrat içeriği yüksek yağlı gıdalardan kaçınılması ve bağışıklık sistemini güçlendirecek besinlerin tercih edilmesi gerektiğini söyledi.

SEBZE VE MEYVE SOFRADAN EKSİK EDİLMEMELİ

Diyetisyen Melek Oğuzhan, “Yaşantımızın her döneminde olduğu gibi soğuk havalarda da yeterli, dengeli beslenmekten vazgeçmemek gerekir. Bunun için C vitamininin önemli kaynağı olan sebze meyve tüketimi yeterli olmalıdır. Günde 3-5 porsiyon sebze tüketilmelidir. Öğle ve akşam yemeklerinde mutlaka sebze yemeği ve salata bulundurulmalıdır. Brüksel lahanası, taze biber, domates, karnabahar, ıspanak, maydanoz, tere, roka C vitamini açısından oldukça zengin tüketilebilecek sebzelerdendir. Günde 2-3 porsiyon meyve tüketilmelidir. Özellikle portakal, limon, mandalina, greyfurt olarak sıralayabileceğimiz turunçgiller C vitamini açısından zengin, bu mevsimde rahatlıkla bulunabilecek meyvelerdendir. Kış aylarında metabolizmayı güçlendirmek için antioksidan olarak görev yapan A vitamini, E vitamini yeterli alınmalıdır. Kırmızı et, balık, süt, yumurta, portakal, elma A vitamini bakımından zengin kaynaklardır. E vitaminini yeterli almak için haftada 2-3 kez kurubaklagil tüketilmeli, yemeklerde sıvı yağ kullanılmalı, yeşil yapraklı sebzeler ihmal edilmemelidir. Haftada 2-3 kez 4-5 adet fındık, 2-3 kez 2-3 adet ceviz tüketilmelidir. Deniz ürünleri, buğday, susam, badem, yağlı tohumlarda bulunan çinko minerali ile süt, et, mantar, deniz ürünlerinde bulunan selenyum vücut direncini artıran önemli minareler olup yeterince alınmalıdır” diye konuştu.
Balığın omega-3 yağ asitleri ile bağışıklık sistemini güçlendirerek vücut direncini artırdığından haftada en az 2-3 kez tüketilmesi gerektiğini kaydeden Oğuzhan, “Yumurta, süt, yoğurt, peynir, et grubu gibi yüksek protein içeren gıdalar günde en az iki öğün tüketilmeli. Ayrıca zayıflayan vücut direncinin artırılması ve enfeksiyonlara karşı korunması için yoğurt tüketilmesinde fayda vardır. Kemik gelişimi için önemli olan D vitamini kaynağı olan güneşi daha az görmemiz sebebiyle de, balığı soframızdan eksik etmemeliyiz. Haftada en az 3 gün düzenli egzersiz yapılmalı, bireyler sağlık durumlarını da göz önünde bulundurarak, ıslanınca ısı yalıtımı özelliğini yitirmeyen, rüzgar ve soğuktan koruyucu uygun kıyafetlerle düzenli egzersiz yapmaya gayret etmelidir” dedi.

MİLLİYET
Bulundugu Kategori: Sağlık-

Bu fotoğraf gerçek mi?

Yazan :admin on Aralık 25, 2008

Bu fotoğraf gerçek mi?

14 yaşındaki kızı hastanede yaşam savaşı verirken çekilen bu görüntüde kızını hayata
Döndüren meleklerin olduğunu iddia ediyor.

Daily Mail’de yer alan habere göre, Kuzey Carolina’da yaşayan Collen Banton, kızının yaşam destek ünitesinden
Çekilme kararı sürecinde bu mucizenin yaşandığını söylüyor.

14 yaşındaki kızı Chelsea’nın ağır zatüre teşhisi ile hastanede yatarken enfeksiyon kaptığını ve solunum cihazına bağlandığını anlatan anne Banton, ailenin ve arkadaşlarının veda etmeye hazırlandığı sırada hemşire ile birlikte alışmamış bir ışık gördüğünü iddia ediyor.

Banton; “Bu parlak ışığı gördüğüm zaman şoke oldum ve meleğe benzediğini düşündüm. İlk denememde digital kamera fotoğraf çekmedi. ikinci denememde başarılı oldum. Sonra da Chelsa kendi kendine nefes almaya başladı” diyor.

MİLLİYET

Bulundugu Kategori: Güncel-

Bolu Tüneli kapandı

Yazan :admin on Aralık 25, 2008

DHA, AA

Soğuk ve yağışlı hava tüm yurdu etkisi altına aldı. Bolu Dağı TEM geçişinde kar ve buzlanma nedeniyle meydana gelen kaza yüzünden tünel trafiğe kapandı. Sürücüler saatlerce araçlarında mahsur kaldı

Bolu Dağı TEM geçişinde araçların kayması ve kazalar nedeniyle, İstanbul-Ankara yolu çift taraflı olarak ulaşıma kapandı. Ankara istikametine giden araçlar Kaynaşlı’dan Bolu Dağı D-100 Karayolu’na, İstanbul istikametine giden araçlar da TEM Otoyolu Abant gişelerinden Bolu Dağı D-100 Karayolu’na yönlendirildi. Kar yağışı tipiye dönüşürken, Bolu Dağı D-100 Karayolu’nda zincirsiz araçların geçişine izin verilmedi.
Küçük araçlarda mahsur kalan sürücüler ile beraberindekiler, ısınabilmek için yolcu otobüslerine sığındı. Kar yağışı süratini artırırken, karayolları ve trafik ekipleri de kayan TIR’ların kaldırılması için çalışmalarını sürdürdü.

Irmak kenarında donarak öldü
Sivas’ın Doğanşar ilçesine bağlı Beşağaç köyünde oturan ve 17 gündür kayıp olan Tuncay Şimşek’in (38) cesedi Yeşimli köyü yakınındaki ırmak kenarında bulundu. Otopside Şimşek’in donarak yaşamını yitirdiği belirlendi.
Kar nedeniyle, Bitlis’te 172, Erzurum’da 240, Bingöl’de 107, Muş’ta 45, Sivas’ta 133, Hakkâri’de 111, Bolu’da 13, Ağdı’da ise 150 köy yolu ulaşıma kapandı. Kar kalınlıkları Ağrı’da 29, Kars’ta 10, Erzurum’da 6 santimetreye ulaştı.

Eğitime kar engeli
Bursa’nın Keles ilçes’nde yoğun kar yağışı nedeniyle dün eğitime ara verildi. Orhaneli ilçesinde okullar bugün için tatil edildi. Konya’nın Bozkır ve Ahırlı ilçelerinde de kar nedeniyle okullar dün tatil edildi. Ardahan’da donan Aktaş Gölü üzerindeki buz tabakası parçalandı. Mersin’in Silifke ilçesine bağlı Taşucu beldesinden KKTC’ye yapılan feribot seferlerinin hava koşulları nedeniyle karşılıklı olarak iptal edilmesi nedeniyle yolcular 4 gündür seferlerin açılmasını beklediklerini belirtti.
Marmara Denizi’ndeki büyük dalgalar ve ve hava koşulları nedeniyle Gebze’deki Eskihisar ile Yalova’daki Topçular arasındaki feribot seferleri yapılamadı. İstanbul-Bursa ve İstanbul-Yalova arasında da deniz ulaşımı gerçekleştirilemedi.


MİLLİYET

Bulundugu Kategori: Güncel-

Venüs’teki suya ne oldu?

Yazan :admin on Aralık 24, 2008

Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) Venüs gezegenini araştırmak üzere uzaya yolladığı Venus Express, gezegenin gündüz tarafında da atmosfer kaybının yaşandığını tespit etti.

TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi’nin 468′inci sayısında “İkiz Kardeşimize Ne Oldu?” adıyla yayınlanan ve Özden Hanoğlu tarafından ESA’daki bilgiler baz alınarak derlenen haberde, birleştirilen verileri inceleyen gezegen bilimcilerin, Venüs üzerinde bir zamanlar bolca olduğunu düşündükleri suya ne olduğunu anlamaya çalıştıkları belirtiliyor.

Geçen yıl da gezegenin gece tarafından topladıkları verileri inceleyen araştırmacıların burada yaşanan atmosfer kayıplarını incelediği bildirildi.

Venüs ve su

Yaşamın gezegenimiz üzerinde oluşmasını sağlayan en önemli etmen sudur. Venüs ve Dünya hemen hemen aynı boyutlardadır ve aynı zamanda oluşmuşlardır.

Astronomlar, başlangıçta her iki gezegenin benzer su miktarı barındırdığını düşünüyor.

Günümüzdeyse iki gezegen birbirinden oldukça farklı. Dünyamız, Venüs’ten 100 bin kat fazla suya sahip.

Bir su molekülü iki hidrojen ve bir oksijen atomundan oluşur. Venus Exspress’ten gelen verilere göre Venüs’ün atmosferinde, sadece gündüz olan taraftan saniyede 2×1024 hidrojen çekirdeği eksiliyor.

Gezegenin gece tarafından yine Venus Exspress tarafından alınan verileri inceleyen bilim insanları hidrojen ve oksijen atomlarının atmosferden kaybolduğunu keşfetmişlerdi. (Bir su molekülü iki hidrojen ve bir oksijen atomundan oluşur. Venüs’ün atmosferinden kaybolan hidrojen atomlarının sayısı oksijen atomlarının iki katı çıktığından suyun gezegenin atmosferinde ayrıştığı sonucuna da vardılar.)

Manyetik alan

Güneş uzay boşluğuna sadece ışık ve ısı vermiyor, yüklü parçacıklarla dolu “güneş rüzgârları” da yayıyor.

Bu rüzgârlar, elektrik ve manyetik alanları güneş sistemi boyunca yayıyor, gezegenleri yalayıp geçiyorlar.

Gezegenimizin manyetik alanı, onun atmosferini bu rüzgârların etkisinden koruyan bir kalkan görevi görüyor.

Venüs’ünse böyle bir kalkanı yok, güneş rüzgârları üst atmosferine rahatça çarpıp buradaki atomları uzayın boşluğuna sürüklüyor.

Gezegen bilimciler, Venüs’ün oluşmasını takip eden 4,5 milyar yıl boyunca bu şekilde suyunu kaybettiğini düşünüyorlar.

Araştırmacılar düşüncelerini destekleyebilmek için gezegenin gece tarafında olduğu gibi gündüz tarafında da her iki hidrojen atomuna karşılık bir oksijen atomunun kaybolduğunu tespit edebilmeye çalışıyorlar.

Venüs’se kendisine atfedilen dişi tanrıça rolüne uyarak gizemlerini koruyor.

Venus Express

ESA’ya ait Venus Express uydusu uzaya 2005 yılında yollandı. Venüs’ün kuzey ve güney kutuplarının üzerinden geçen elips şeklinde bir yörüngede dolanan uydunun gönderiliş amacı gezegenin atmosferini, bulutlarını ve yüzey özelliklerini detaylı inceleyebilmek. Uydu, 2006 yılında yörüngeye girip gezegenin fotoğraflarını ve gezegene ait verileri toplayıp dünyaya göndermeye başladı.

Manyetosfer

Gezegenin manyetik alan oluşturabilmesi için, sıvı-metal dış çekirdeğin hareket halinde olması gerekiyor. Bu da bir dinamo etkisi yaratarak manyetik alan oluşturuyor. Güneş rüzgârını oluşturan elektrik yüklü parçacıklar, gezegenin manyetik alanında yakalanıyor ve gezegenin atmosferiyle fazla etkileşime giremiyorlar.

Yani gezegenin manyetik alanı bir bakıma onu bu parçacıklardan koruyan bir kalkan oluşturuyor. Bu kalkana”manyetosfer” deniyor. Bizim gezegenimiz, bu etkiyi yaratabilecek kadar hızlı döndüğü için yeterince güçlü bir manyetik alana sahip.

Oysa Venüs, ekseni çevresinde o kadar yavaş dönüyor ki, oluşturduğu manyetik alan onu Güneş rüzgârına karşı koruyan bir kalkan oluşturamıyor.

Bulundugu Kategori: Bilim-

Energizer’dan güneşle çalışan şarj aleti

Yazan :admin on Aralık 24, 2008

Energizer’ın önümüzdeki ay Las Vegas’ta tanıtacağı ürünlerden biri yeşil teknoloji meraklılarını mutlu edecek türden.

Önümüzdeki ay Las Vegas’ta düzenlenecek CES 2009’da (Consumer Electronics Show / Tüketici Elektroniği Gösterisi) tanıtılması beklenen Energizer pil şarj aleti gücünü güneş enerjisinden alıyor.

Genellikle taşınabilir cihazlar ve kumandalarda kullanılan AA ve AAA boyutlu pilleri şarj etmek için tasarlanan yeni cihaz, güneş ışığını elektriğe çeviriyor ve bu şekilde pilleri şarj etmek için daha yeşil bir yöntem uyguluyor. 49,9 dolar fiyatla satışa sunulacak ürünün paketinde ayrıca iki şarj edilebilir pil bulunacak.

Günümüzde bir çok el bilgisayarı ve akıllı telefonun USB bağlantı noktalarından şarj edildiğini belirten Energizer yetkilileri, bu sebepten ötürü yeni şarj cihazına ayrıca bir USB güç bağlantı noktası yerleştirmiş. Bu nokta sayesinde dileyen kullanıcılar telefon, PDA, GPS ve iPod gibi ürünlerini güneş enerjisiyle şarj edebilecekler. Ürün güneş ışığı bulunmadığı ortamlarda şehir elektriğini de kullanabilecek şekilde tasarlanmış.

Bulundugu Kategori: Teknoloji-

Spam’da dünya ikincisiyiz

Yazan :admin on Aralık 24, 2008

Dünyanın en büyük ağ donanımı ve güvenliği firması Cisco’nun yayınladığı 2008 yılı verilerine göre Türkiye, istenmeyen e-posta (Spam) gönderiminde dünya ikincisi.

Cisco Systems tarafından her yıl yayınlanan yıllık küresel güvenlik tehditleri ve trendleri raporunda istenmeyen e-posta gönderen ülkeler sıralamasında Türkiye, ABD’nin ardından ikinci sırada yer aldı.

Araştırmaya göre 2008’in en çok Spam gönderen ülkeleri ve küresel pastadan aldıkları paylar şu şekilde:
* ABD %17.2
* Türkiye %9.2
* Rusya %8.0
* Kanada %4.7
* Brezilya %4.1
* Hindistan %3.5
* Polonya %3.4
* Kore %3.3
* Almanya %2.9
* İngiltere %2.9
* Tayland %2.8
* İspanya %2.8
* İtalya %2.4
* Arjantin %2.1
* Kolumbiya %2.1
* Fransa %2.0
* Diğerleri %26.7

Bulundugu Kategori: Bilgisayar-

« Previous Page - Sonraki Sayfa »